What happened in Divan Hotel yesterday night?

image

I was there when police shot tear gas and plastic bullets inside Divan Hotel. Women, children were running

away with yelling out loud.

Injured people were in the ground, no doctor around and police shooting tear gas into infirmary.

There is minimum level of moral even during war. It’s not possible that using tear gas on children in any

war.

You can’t attack to a peaceful group sitting inside their tent without arms.

Places where injured people converted into infirmary can’t be tear gassed.

They can order to do so but, that order cannot be obeyed.

Whom in necessity of obeying the order ought to resign.

Even war morality has been torn apart.

“Don’t do” statement
Who says Government can’t do. Can’t attack so many children, did not know government.

We knew.

We saw Taksim in 1 May 1977. We lived through Sivas, Uludere. We remember how tortures and massacres

happened during the hunger strike in prisons while we’re still negotiating.

We knew how government could take whatever necessary to show off.

That is why a group of famous people and journalists had emergency meeting to give “Don’t do” message by

collecting signatures in the evening of Prime Minister gave signal of operation in the meeting.

But it was too late.

Toma’s were on the move.

GOVERNER of the city:

Then i called governer of İstanbul with concern. We had communication all day long. He knew the general

picture in there.

He knew children were removing barricades, political flags, some organisations deciding to remove tents

voluntarily. He knew the crowd were lessening. He was spoke to those children by finding himself in there

and learned they were not a terroist organization.

He said, i would like to join and have a cup of tea ehen the possibility of gathering in single tent as

resistence emerged.

I reminded him by saying “Don’t do. Consequences will be great. All our children there…”

I didn’t want nothing for my own child like he mentioned in press conference. My son was in resistence of

Ankara anyway.

Then he answered, “We’re warning since days ago. There is nothing more to do.
He was desperate.

Children and women:

Then i was at the other end of Divan Hotel of Gezi area.

sound of sound and gas bombs first, then fog and poison.

Crowd squezed to hotel when police sweep them towards back.

Security guarding doors closed had to open doors because of crowd.

They took children in first. 5-6 years old with gas masks being bigger than their face on them. I witnessed

how they were crying and yelling in extreme fear. Then women came. It was like a panic of sunking ship.

Gas rooms:

Then an extreme bulking started in panic.

People, passing out in hotel lobby, having fatigue, swearing runned to base floors and met with much more

gas.

We tried to go out when injured people were being moved to closed saloon.

Plastic bullet to be delivered to addresse.

I saw a police shooting plastic bullet by selecting target from right side of the hotel when i was in front

of the hotel.

Bullet missed my head only in few centimeters and hit hotel’s entrence door. Now gas inside, bullets

outside.

Then people runned back in the hotel with fear and cries.

Ballet saloon in base turned into a shelter. Then tens of people passed out being moved there, laid on the

ground, they tried to breath with whatever they had.

Everyone was having acut cough… You could hear “Find doctor, right away” cries.

Getting worse being moved outside in emergency by carrying from their arms.

Only defence we had was water solutions at hand prepared by people.

Children and old women being helped with that.

Don’t take me writing so calm, it was extreme.

Really extreme.

Not desperate.

İstanbul governor called in the middle of everything.

Asked how we are, i explained.

I thought he would say that he couldn’t obey this order, his consciousness is not taking it, he will resign.

Unless he felt uncomfortable because i said that he is “Desperate” in one of the call interviews i had. He

wanted to fix that. I said “We are suffering here. You’re looking for a fix.”

I tried to explain how they’re seeding anger into young minds having torture here.

Let me fix now; Governor was not desperate. He knew the solution; he was hoping solution will work.

Unfortunately he did not solve.

Then he met with press and expressed that those children did not use violence against police.

He himself prove how peaceful the crowd was.

Choosing violence:

Governments are choosing one of the two ways in case of these crisis.

Wise executives choose to flow away the accumulated energy by peacefull actions and consensus.

Those whom yielding their anger, gets arms and applies violence.

That shows what the qualification of the government.

Turkish government chose violence option yesterday…

Chose to cause whole country to uprise by pressing a peaceful protest with extreme violence in the eyes of world.

But on the other hand, they also gifted a unification sprit to the country which could only happen in case of war or earthquake. This will cost great in politics. Not for only those who gave the order but also for the ones obeying this order will bring serious consequenses.

Those youngsters who met with government for the first time will never forget the date of June 15, what happened there.

Wish they won’t do what government did to them. Don’t leave the path of peace by seeing how great political consequences can cause a civil resistence.

Can Dündar

Translate: Member of anonymous

Ps. i never ever translate fast for something in my life..this is just begining..continue to struggle

 

Can DÜNDAR!

Dün gece Divan Otel’de neler yaşandı ?

Polisler Divan Otel’e gaz sıkıp plastik mermi attığında oradaydım. Kadınlar, çocuklar çığlık çığlığa kaçışıyordu. 

Yaralılar yerlerde, doktor yok ve polis revire gaz bombası atıyor.

Savaşın bile asgari bir ahlakı vardır. Hiçbir savaşta çocuklara gaz sıkılmaz mesela…

Elinde silahı olmayan, çadırı içinde oturan, barışçı bir gruba böyle saldırılmaz.

Yaralıların revire çevirdiği mekânlar gaza boğulmaz.
Bu emri verenler olabilir, ama o emir uygulanmaz.

Uygulamak zorunda kalanlar arasından vicdan sahibi birileri çıkar, istifa eder.

Savaş ahlakı bile çiğnendi dün…

“Yapmayın” bildirisi
“Devlet yapamaz. Bunca çocuğun üstüne saldıramaz” diyenler, devleti tanımıyordu.

Biz tanıyorduk.

1 Mayıs 1977 Taksim’i görmüştük. Sivas’ı, Uludere’yi yaşamıştık. Açlık grevleri sırasında, hem de müzakerelerimiz sürerken nasıl cezaevlerine girilip katliam yapıldığını hatırlıyorduk.

Devletin, güç gösterisi için her şeyi göze alabileceğini biliyorduk.
O yüzden akşamüstü Başbakan, seçim meydanından operasyon işaretini verir vermez bir grup sanatçı, gazeteci acilen buluşup “Yapmayın” mesajını ortak imzaya açtık.

Ancak çok geçti.

Tomalar hareketlenmişti.

Vali’nin hali
Bunun üzerine endişeyle İstanbul Valisi’ni aradım. Gün boyu haberleşmiştik. Oradaki tabloyu biliyordu. 

Çocukların kendi iradeleriyle barikatları, parti flamalarını kaldırdığının, bazı kitle örgütlerinin çadırları kaldırma kararı aldığının, oradaki kitlenin nispeten azaldığının farkındaydı.
O çocuklarla buluşup konuşmuş, orada bir terör yapılanması olmadığını öğrenmişti.

Dayanışma’nın tek ve büyük bir çadırda toplanması ihtimali belirince “Ben de gidip orada bir çaylarını içmek isterim” demişti.

Bunları hatırlatıp, “Yapmayın. Çok ağır sonuçları olur. Hepimizin çocuğu var orada…” dedim. 

Sonradan basın toplantısında söylediği gibi kendi çocuğum için bir şey istemedim. OğlumAnkara’daki gösterideydi zaten…

Buna karşılık “Günlerdir uyarıyoruz. Artık yapacak bir şey kalmadı” diye cevap verdi.

Çaresizdi.

Çocuklar ve kadınlar
Az sonra Gezi Çarşısı’nın Divan Oteli tarafındaki ucundaydım.

Ses ve gaz bombalarının önce sesi, sonra sisi ve zehri yayıldı.

Polis, çadırdakileri arkaya doğru süpürdükçe kalabalık otele yığıldı.
Önce kapıları kapalı tutan korumalar, yığılma üzerine açtı.

Önce çocukları aldılar. 5-6 yaşında çocukların, yüzlerine bol gelen gaz maskeleri içinde, nasıl dehşet içinde çığlıklar atıp ağladığına tanık oldum. Ardından kadınlar girdi. Batan bir geminin paniği gibiydi.

Gaz odaları
Sonra panik halinde müthiş bir yığılma başladı.

Nefes almanın imkânsız olduğu otel lobisinde bayılanlar, fenalaşanlar, küfredenler, alt katlara doğru kaçıştı ve daha fazla gazla karşılaştı.

Yaralılar kapalı salona taşınırken dışarı çıkmayı denedik.

Adrese teslim plastik mermi
Tam otelin önündeyken, otelin sağ tarafından bir polisin hedef gözeterek otelin girişine doğru plastik mermi sıktığını gördüm.

Mermi gelip bir kafamın bir karış üzerinde, otelin giriş kapısına çarptı. Şimdi içerde gaz, dışarda kurşun vardı.

Ve insanlar çığlıklar atarak yeniden içeri, gaza doğru kaçıştı.
Yaralıların alındığı alt kattaki balo salonu, sığınağa döndü. O dakikadan itibaren baygın halde onlarca insan, oraya taşındı, yerlere yatırıldı, eldeki imkânlarla nefes almalarına çalışıldı.

Öksürük krizindeydi herkes… “Doktor bulun, hemen” çığlıkları işitiliyordu. 

Ağırlaşanları kollarına girip acilen dışarı taşıdılar.
Eldeki tek savunma malzemesi, su şişelerinde hazırlanmış solüsyonlardı. 

Gaz yiyen çocuklara ve yaşlı kadınlara onunla yardım edildi.
Böyle sakin ifadelerle yazdığıma bakmayın; feciydi.

Gerçekten feciydi.

Çaresiz değil
O tablonun ortasında İstanbul Valisi aradı.

Halimizi sordu; anlattım.

Bu emre itaat edemeyeceğini, vicdanının sızladığını, istifa ettiğini açıklayacak sandım.

Meğer bir telefon bağlantısında “Çaresizim” dediğini söylememden rahatsız olmuş; onu düzeltmek istemiş. “Burada boğuluyoruz. Siz düzeltme peşindesiniz” dedim.

Bu zulmü yaşayan gençlerin içine nasıl öfke tohumları ekildiğini anlatmaya çalıştım.

Bu vesileyle düzeltmiş olayım; Vali çaresiz değilmiş. Çareyi biliyordu; çözümden umutluydu. Ne yazık ki yapmadı.

Sonradan basının karşısına çıkıp o çocukların o saldırı karşısında polise karşı şiddet kullanmadığını da açıkladı.

Ne kadar barışçıl olduklarını bizzat kanıtladı.

Şiddet seçimi
Böyle krizler karşısında devletler iki yöntem izler:
Akıllı yöneticiler, biriken enerjiyi uzlaşmayla göğüsleyip barışçıl kanallara akıtmayı dener.

Öfkesine yenik düşenler, silaha sarılır ve şiddet uygular.
Bu, devletin niteliğini de belirler.

Türk devleti, şiddet seçeneğini seçti dün…

Dünyanın gözü önünde barışçıl bir gösteriyi hiddetle, şiddetle bastırarak bütün ülkeyi ayağa kaldırmayı tercih etti.

Ancak bir yandan da ülkeye ancak savaş, deprem hallerinde rastlanan bir dayanışma ruhuhediye ettiler. Bunun, ağır siyasi faturası olacaktır. Sadece emri verenler açısından değil, uyanlar açısından da ciddi sonuçları olacaktır.

Devletle ilk kez tanışan o gençler de 15 Haziran tarihini ve yapılanları unutmayacaktır.

Dileyelim devletin onlara yaptığını yapmaya kalkışmazlar.

Sivil itaatsizliğin ne kadar büyük bir siyasi sonuç doğurabildiğini görüp hükümetin bütün kışkırtmasına rağmen, barış yolundan ayrılmazlar.

Can Dündar

Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

One thought on “What happened in Divan Hotel yesterday night?

  1. […] What happened in Divan Hotel yesterday night? (weoccupymedia.wordpress.com) […]

Comments are closed.

%d bloggers like this: